Обсуждение:‘Утба ибн Раби‘а

Материал из Академия Корана
Версия от 08:04, 17 декабря 2021; Maqivi (обсуждение | вклад) (Новая страница: «== UTBE b. REBÎA == Soyu Abdümenâf’ta hezret Peygamber’le birleşir. Küçük yaşta babasını kaybettiği için Harb ibn Ümeyye’nin velâyeti altında...»)
(разн.) ← Предыдущая версия | Текущая версия (разн.) | Следующая версия → (разн.)
Перейти к навигации Перейти к поиску

UTBE b. REBÎA

Soyu Abdümenâf’ta hezret Peygamber’le birleşir. Küçük yaşta babasını kaybettiği için Harb ibn Ümeyye’nin velâyeti altında büyüdü. Mekke’de görüşüne değer verilen, cömert, hatip ve şair kişilerden biridir. Câhiliye şairlerinden Tâifli Ümeyye ibn Ebü’s-Salt, Utbe’nin peygamber olduğunu iddia ederdi. Eyyâmü’l-ficâri’l-evvel’in son savaşına Harb ibn Ümeyye’den izin almadan katıldı; iki ordunun arasına devesini sürüp onları barışa davet etti ve savaşın son bulmasını sağladı. Ebû Süfyân’ın kayınpederi ve hilfü’l-ahlâf mensubu olan Utbe ibn Rebîa, “Eğer Hilfü’l-fudûl’e katılmam için ailemden ayrılmam gerekseydi bunu hiç çekinmeden yapardım” diyerek Mekke aristokrasisinden farklı bir yaklaşım benimsemişti (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, XVII, 300). Risâletten önce Kâbe’nin tamiri sırasında Hacerülesved’in içine konulduğu örtüyü tutanlardan biri de Utbe’dir.

hezret Muhammed’in peygamberlik iddiasından vazgeçirilmesi için Ebû Tâlib ile görüşen Kureyş heyetinde yer aldı. Resûl-i Ekrem’e karşı çıksa da ona eziyet etmedi, yumuşaklıkla onu davasından vazgeçirmeye çalıştı. Bununla birlikte Mescid-i Harâm’da arkadaşlarıyla beraber hezret Ebû Bekir’i öldüresiye dövdüğü rivayet edilmektedir (Nûreddin el-Halebî, I, 475-476). Davasından vazgeçirmek maksadıyla hezret Muhammed’e bazı önerilerde bulunan Utbe, Resûlullah’ın okuduğu âyetlerden (Fussılet 41/1-13) etkilenerek hiçbir şey yapamadan arkadaşlarının yanına döndü. Nitekim Utbe’nin gizlice hezret Peygamber’in Kur’an okuyuşunu dinlediği nakledilmektedir. Resûl-i Ekrem, Tâif’ten ayrılırken saldırıya uğradığında Utbe ve kardeşi Şeybe’ye ait bahçeye sığınmıştı. Bu sırada orada bulunan Utbe ve kardeşi hezret Peygamber’e köleleri Addâs’la üzüm gönderdi. Utbe ibn Rebîa, Resûlullah’ın öldürülmesine karar verilen Dârünnedve toplantısına kardeşiyle birlikte katıldı. Resûl-i Ekrem’le olan akrabalığı ve muhacir müslümanlarla olan yakınlığı sebebiyle aralarında bir çatışma çıkmasını istemedi; gönülsüz katıldığı Bedir Savaşı hazırlıkları esnasında Ebû Süfyân Mekke’de bulunmadığı için görevini vekâleten üstlendi (Hattâbî, II, 148). Utbe, Hakîm ibn Hizâm’ın savaşa katılmadan geri dönülmesi teklifini destekleyince Ebû Cehil tarafından korkaklıkla itham edildi.

Bedir Savaşı’nda Utbe, savaşa karşı olmakla birlikte Ebû Cehil’in onu ayıplaması üzerine oğlu Velîd ve kardeşi Şeybe ile mübârezeye çıktı. Onlara karşı ensardan Hâris’in çocukları Avf ve Muavviz ile Abdullah ibn Revâha çıktı. Ancak kendilerinin dengi olan akrabalarıyla çarpışmak istediklerini söylemeleri üzerine Hamza, Ali ve Ubeyde ibn Hâris meydana geldi. Ubeyde Utbe ile, Hamza Şeybe ile, Ali de Velîd ile çarpıştı. Hamza ve Ali rakiplerini öldürdüler; Ubeyde ile Utbe ise birbirlerini yaraladılar. Hamza ve Ali Ubeyde’ye yardıma giderek Utbe’yi öldürdüler. Yetmiş yaşında iken katledilen Utbe’nin cesedi Bedir’de öldürülen diğer müşriklerle birlikte kör bir kuyuya atıldı. Utbe’nin oğullarından Ebû Huzeyfe, Bedir Savaşı’nda müslümanların safında yer alırken kızı Ebû Süfyân’ın hanımı Hind Bedir’de öldürülen babası, kardeşi ve amcasının intikamını almak için Vahşî ibn Harb ile anlaşıp Uhud Savaşı’nda Hamza’yı öldürttü.

hezret Peygamber’in, müslümanlara işkence etmesi, İslâm dinine şiddet ve baskı yoluyla karşı koymasıyla tanınan bazı müşriklere beddua ettiğini ve bu bedduasının etkisini gösterdiğini bildiren hadisler vardır. Bu hadislerin birinde Resûl-i Ekrem, Utbe ibn Rebîa’nın da aralarında bulunduğu yedi kişi hakkında beddua etmiş, bunların hepsi Bedir Savaşı sırasında öldürülmüştür (Müsned, I, 393, 397). Aynı şekilde hezret Peygamber, Kâbe’nin yanında secdeye vardığı bir sırada Ukbe ibn Ebû Muayt’ın kendisini tâciz etmesi üzerine aralarında Utbe ibn Rebîa’nın da bulunduğu Kureyş ileri gelenlerini Allah’a havale etmiştir (Buhârî, “Cizye”, 21). Başta Abese sûresi olmak üzere bazı âyetlerin nüzûl sebebinin Utbe’yle ilgili olduğuna dair kayıtlar mevcuttur. Mukātil ibn Süleyman’a göre, “Allah’ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz” âyeti (en-Nûr 24/40) onun hakkında inmiştir. Zira Câhiliye döneminde dindar göründüğü halde İslâm ortaya çıktıktan sonra iman etmemiştir (Kurtubî, XII, 286). “Onların günah işleyen ve inkârcı olanlarına uyma!” âyetinin de (el-İnsân 76/24) Utbe ibn Rebîa ile Velîd ibn Mugīre hakkında nâzil olduğu rivayet edilir (a.g.e., XIX, 149).